Bu Bab, Susulunca Dile Gelenlerden İbarettir
12.03.2008 / Kadıköy
/Susu(lu)nca söylenense aşk/ Neden her susuşun karşılığı/ Bir unutulmaz hüzün oluyor benliğimde?/
Gayrı öykünmesen çocuklara diyorum,
Bak, güzel bir hikaye değil hayatın,
Masalların mehcur bıraktığısın,
Sözlerin yarım kalır ne vakit konuşsan,
Bak diyorum, ilan-ı aşk hiç yakışmadı
Hiç yakışmadı sevmek şu tükenmiş gençliğine
Kan tutarken canı yanmış kentleri,
Sineme dolan bu hüzün neden?
Ellerimde ölüyor siyah bir adam,
Mecnun göğsüme yuvarlanıyor haykırarak,
Bırakıp gidiyor ansızın hayat,
Hanemi terkediyor bereket-i Halil İbrahim,
Eskiden verem eden onulmaz dertler,
Gayrı kanser ediyor...
Kanser...
/Tam bahar geldi derken/ Yine Benim hisseme düştü / Vakitsiz bir cemre-i hazan
Anlaşmayı bozan benim, kabul.
Lakin unutmuş değilim misakımı asla,
Murat Konukçu idi ahitlerin en güzeli bazen,
Bazen bir yürekli adım idi Bülent Tuna.
Bilseniz Ağabey, ne ağır bir dava,
Sizi hatırlamak her sustuğumda.
Yanınıza düşüveremedim diye bir,
Bir de kıvrılıp uzanamadım diye dağlarınıza,
Sesinize ses katamadım diye en çok,
Ne çok hüzün düşer hisseme,
Bir bilseniz.
/Ne büyük bir kavganın içinden çıktım/ Nasıl içli içli sığındım koynuna/Bilseydin...
Ve dahi bilmeni çok istedim,
Ellerine çok yakışıyor diye sevdim ben zambakları.
/Kalbimi seyret ki şimdi/ Dizlerini çekip göğsüne / Öylece kalakalmıştır ellerinde /
Bütün acıları ve hüzünleri yargılıyorum yeri gelmişken
En büyük musibet susmakmış meğer,
En büyük nimetmiş susmak.
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazilmistir « Önceki - Sonraki »